
Bir çocuğun ödevini yaparken defalarca silmesi, yaptığı resmi beğenmeyip yırtması ya da bir soruya cevap vermeden önce uzun süre düşünmesi bazen yalnızca “dikkatli olmak” olarak görülebilir.
Ancak bazı çocuklar için hata yapmak öğrenme sürecinin doğal bir parçası olmaktan çıkıp kaçınılması gereken bir durum haline gelebilir.
“Ya yanlış yaparsam?”, “Ben bunu beceremem.” ve/ya “Arkadaşlarım benden daha iyi.” gibi düşünceler çocuğun yeni şeyler denemesini zorlaştırabilir.
Peki ebeveynler böyle bir durumda nasıl yaklaşabilir?
Hatanın kendisinden çok, çocuğun hataya yüklediği anlamı bulmak
Her çocuk hata yaptığında üzülmez ya da kaygılanmaz. Bu nedenle yalnızca “Hata yapmaktan korkuyor.” demek yerine çocuğun bu durum karşısında ne düşündüğünü anlamaya çalışmak önemlidir.
“Yanlış yaptığında ne olacağını düşünüyorsun?” sorusu, çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya yardımcı olabilir.
Bazen çocuk yanlış cevap vermekten değil ebeveynini hayal kırıklığına uğratmaktan, arkadaşlarının kendisiyle dalga geçmesinden ve/ya öğretmeninin kızmasından korkuyor olabilir.
Hemen çözmek yerine duygusuna alan açmak
Çocuğunuz bir konuda zorlandığında hemen “Hayır, yapabilirsin.” demek iyi niyetli bir yaklaşım olsa da bazen çocuğun yaşadığı duygunun görülmediğini hissettirebilir.
Bunun yerine:
“Bunu yaparken biraz zorlanıyor ve yanlış yapmaktan çekiniyor gibisin.” gibi bir ifade, çocuğun yaşadığı duygunun fark edildiğini hissettirebilir.
Duyguyu kabul etmek o duygunun davranışı yönetmesine izin vermek anlamına gelmez.
Sonucu değil süreci konuşmak
Çocukların yalnızca başarılı olduklarında takdir edilmesi zaman içinde başarının kendilik değerinin önemli bir parçası olarak algılanmasına neden olabilir.
Bu nedenle “Kaç aldın?” sorusunun yanında:
“Bu soruyu çözerken nasıl bir yol izledin?”
“En çok hangi kısmı zor buldun?”
“Tekrar denediğinde neyi farklı yapmak istersin?” gibi sorular da kullanılabilir.
Böylece çocuğun dikkatini yalnızca sonuçtan öğrenme sürecine yöneltmek mümkün olur.
Hata yapmayı normalleştirmek
Çocuklar hata yapmanın yalnızca kendilerine özgü bir durum olmadığını gördüklerinde hata karşısındaki baskıları azalabilir.
Ebeveynlerin kendi küçük hatalarından söz etmeleri de bunun doğal bir parçası olabilir:
“Bugün ben de bir şeyi yanlış yaptım. Önce canım sıkıldı ama sonra nasıl düzeltebileceğime baktım.”
Buradaki amaç çocuğa sürekli “Hata yapmak harika!” demek değil; hatanın insan deneyiminin doğal bir parçası olduğunu gösterebilmektir.
Başkalarıyla kıyaslamamak
“Bak, arkadaşın bunu hemen yapıyor.”
“Sen neden kardeşin gibi yapamıyorsun?” gibi karşılaştırmalar çocuğun yaptığı hatayı yalnızca bir öğrenme deneyimi olarak değil kendi yeterliliğinin kanıtı olarak görmesine neden olabilir.
Bunun yerine çocuğun kendi gelişimine odaklanmak daha destekleyici olabilir.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli?
Hata yapma korkusu zaman zaman her çocukta görülebilir. Ancak bu korku yoğunlaşıyor ve çocuğun okul yaşamını, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini veya yeni şeyler denemesini belirgin biçimde etkiliyorsa durum daha yakından değerlendirilmelidir.
Örneğin çocuk sürekli olarak başarısız olabileceği etkinliklerden kaçınıyor, yoğun kaygı yaşıyor veya hata yapma ihtimali nedeniyle günlük yaşamında belirgin bir zorlanma gösteriyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir.
Burada önemli olan çocuğu “mükemmeliyetçi”, “kaygılı” veya başka bir etiketle tanımlamak değil; yaşadığı güçlüğün çocuğun yaşamındaki etkisini anlamaktır.
Sonuç
Çocukların özgüveni hiç hata yapmamalarıyla değil hata yaptıklarında da değerli olduklarını ve yeniden deneyebileceklerini hissetmeleriyle desteklenebilir.
Ebeveyn olarak her hatayı ortadan kaldırmak mümkün değildir. Asıl önemli olan çocuğun hata karşısında yalnız olmadığını ve bir yanlışın onun değerini belirlemediğini deneyimleyebilmesine alan açmaktır.